Yeni Sayfa 1
 

 
 

 

2886

SAYILI DEVLET İHALE KANUNU KAPSAMINDA

ALINAN EMSAL MAHKEME KARARLARI

 

1. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunun Kapsamı ve İlkeleri İle İlgili Emsal Mahkeme Kararları

Konu: Hazineye ait arazilerin satış, kira vb. işlemlerinden sorumlu olan kurum hangisidir?

Karar Veren Mahkeme: Yargıtay 4.Ceza Dairesi

Karar Tarihi: 05.03.2002

Karar Sayısı : E: 2002/5416, K: 2002/7780

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Hazineye ait arazilerin yönetimi, 2886 sayılı Yasanın 74.maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından yürütülür. Köy muhtarlarının bu konuda tasarrufu yoktur.

 

 

          Konu: Belediyeye ait parsellerin satışı ile birlikte belediyenin göstereceği taşınmaz üzerine belediye hizmet binasının bedelsiz yapımının, 2886 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp yapılamayacağı hakkında karar özeti

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 13. Daire

Karar Tarihi: 04.07.2011

Karar Sayısı : E: 2008/11551, K: 2011/3272

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dava, E… Belediye Başkanlığı tarafından 20.09.2007 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35. Maddesinin (a) bendinde belirtilen kapalı teklif usulü ile yapılan “Belediyeye ait E… Merkez … Pafta: … Ada: … ve … sayılı taşınmazlar ile Söz Konusu Parseller Üzerinde Bulunan Belediye Sarayı İnşaatı ile Birlikte Satış İşi” ihalesine ilişkin olarak Kamu İhale Kurumu’na yapılan başvuru üzerine tesis edilen Kamu İhale Kurulu’nun 19.11.2007 tarih ve 2007/UY.Z-3709 sayılı kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesi’nce; E… Belediye Meclisi’nin 02.05.2007 tarih ve 2007/85-332 sayılı kararı ile, mülkiyeti belediyeye ait E… Merkez Kirişhane Mevki… pafta, … ve … sayılı parsellerin 2886 sayılı Kanun’un 45. Maddesi hükmüne göre satışına karar verildiği, E… Belediye Encümeni’nin 23.08.2007 tarih ve … sayılı kararı ile, söz konusu taşınmazların üzerinde yer alan belediye sarayı ile birlikte satışına ilişkin şartnamenin kabulüne karar verildiği, 23.08.2007 olur tarihli onay belgesi ile, belediyenin göstereceği taşınmaz üzerine belediye hizmet binasının bedelsiz yapımı karşılığı söz konusu taşınmazların üzerinde yer alan belediye sarayı ile birlikte satışına ve tahmini satış bedelinin 15.750.000,00 TL olacağına onay verildiği, E… Belediye Encümeni’nin 20.09.2007 tarih ve … sayılı kararı ile de taşınmazların 21.750.000,00 TL bedel karşılığında … Proje Geliştirme İnş.Tic.A.Ş.’ye satışına karar verildiği, bir kısım E…Belediye Meclis Üyeleri tarafından Kamu İhale Kurumu’na yapılan başvuru üzerine, 4734 sayılı Kanun’un 56. Maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince başvurunun uygun bulunmadığına, 4734 sayılı Kanun kapsamında ihalesi yapılması gereken işin 2886 sayılı Kanun kapsamında ihalesinin yapılmasının mevzuata aykırı olduğu tespit edildiğinden, bu hususlarda değerlendirilmek ve bu aykırılıkların gerçekleşmesinde sorumluluğu olanlar hakkında gerekiyorsa inceleme ve/veya soruşturma başlatılmak üzere konunun İçişleri Bakanlığı’na bildirilmesine yönelik Kamu İhale Kurulu’nun 19.11.2007 tarih ve 2007/UY.Z-3709 sayılı kararının alındığı, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1. Maddesinde belirtildiği üzere, satış işlerinin anılan Kanun Hükümlerine tabi olduğu, dolayısıyla mülkiyeti belediyeye ait taşınmazların 2886 sayılı Kanun’un 35. Maddesi hükümleri uyarınca satılması hususunda herhangi bir duraksama bulunmadığı, uyuşmazlığın, belediyeye ait parsellerin satışı ile birlikte belediyenin göstereceği taşınmaz üzerine belediye hizmet binasının bedelsiz yapımının 2886 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp yapılamayacağı üzerine olduğu, ihalenin yapısı değerlendirildiğinde, mülkiyeti belediyeye ait taşınmazların satışı ile belediye hizmet binasının yapımı işi şeklinde iki ayrı ihalenin bulunduğunun görüldüğü, her ne kadar davalı idare tarafından, belediye hizmet binasının eser sözleşmesi kapsamında bedelsiz olarak yapılacağı iddia olunmakta ise de, taşınmazların satışı ihalesine giren kişilerin belediye hizmet binası işini, teklif edeceği bedelden düşmek suretiyle teklif fiyatını oluşturacağının açık olduğu, bu durumda, mülkiyeti belediyeye ait taşınmazların 2886 sayılı Kanun’un 35. Maddesi hükümleri uyarınca satışı mümkün olmakla birlikte, belediye hizmet binası ihalesinin 4734 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılması gerektiği, hizmet binası ihalesinin, bedelsiz olarak yapılacağından bahisle 2886 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yapılmasına olanak bulunmadığı, 4734 sayılı Kanun’un 53. Maddesi uyarınca Kurumun, gerekli gördüğü takdirde, bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık bulunduğuna ilişkin iddiaları da inceleyip sonuçlandırabileceği, Kamu İhale Kurumu’na başvuruda bulunanların meclis üyeleri olması nedeniyle, başvurunun “iddiaların incelenmesi” kapsamında değerlendirilmek suretiyle ihaleleri Yönelik Yapılacak Başvurular Hakkında Yönetmelik’in 25. Maddesi uyarınca verilen kararda mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu kara davacı belediye tarafından temyiz edilmiştir.   

 

Konu: Belediyeye ait bir taşınmazın, kamu kurumu niteliğine haiz tüzel kişiliğe ihale yapmadan tahsisi veya doğrudan satışı mümkün müdür?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 8. Daire

Karar Tarihi: 13.02.2007

Karar Sayısı : E: 2005/4988, K: 2007/717

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti … Belediyesine ait taşınmazın … Esnaf ve Sanatkarlar Odasına hizmet binası yapması amacıyla satışına ilişkin meclis kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin … Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada; İdare Mahkemesince, anılan taşınmazın kamu yararını gerçekleştiren Esnaf ve Sanatkarlar Odasına hizmet binası yapımı amacıyla 2886 sayılı Yasanın müstesna hükümleri uyarınca ihale yapılmaksızın satışına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Yasasının "Kapsam" başlıklı 1/1 maddesinde " Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idarelerin ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür" denildikten sonra 72. maddesinde ise,"Kamu yararına çalışan derneklere, kuruluş gayelerine uygun olarak kullanılmak üzere, Hazinenin özel mülkiyetinde kayıtlı bulunan ve kamu hizmetlerine tahsisli olmayan taşınmaz malları, satış tarihindeki alım, satım rayici nazara alınarak kıymet takdiri suretiyle satılabilir..." hükmüne yer verilmiştir.

Bütün bu açıklamalar ışığında, ...Esnaf ve Sanatkârlar Odasının tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu tartışmasız ise de, gerek 1580 sayılı Yasa ve gerekse 2886 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü, belediyeye ait bir taşınmazın kamu kurumu niteliğini haiz tüzel kişiliğe tahsisine ve doğrudan satışına olanak sağlamadığından dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Belediyeler, 2886 sayılı Yasanın 1. maddesi kapsamında sayılan idareler arasında olup, bu nedenle belediyeye ait taşınmazın satışında 2886 sayılı Devlet İhale Yasası hükümlerine uyulmaksızın yapılan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından aksi yönde verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Konu: Belediyelere ait taşınmazların satışı konusunda karar verme yetkisi kime aittir? İhalelerde yetki devrinin hukuki boyutu nedir?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 13. Daire

Karar Tarihi: 15.10.2008

Karar Sayısı : E: 2008/3526, K: 2008/6807

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dosyanın incelenmesinden; … Belediye Meclisi'nin 02.10.2006 tarih ve 65 sayılı kararıyla, Belediyeye ait olan ve satışına ihtiyaç duyulan tüm gayrimenkullerin satışı konusunda Belediye Encümenine yetki verildiği, verilen bu yetkiye istinaden, Belediye Encümeninin 10.10.2006 tarih ve 250 sayılı kararıyla, mülkiyeti Belediyeye ait Merkez, Yenişehir Mah .... ada, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmaz arsa üzerinde A ve B blok bodrum + 4 kat, C blok bodrum + 2 kattan oluşan işhanının 2886 sayılı Kanun'u 35. maddesi uyarınca satışına karar verildiği, yapılan ihale sonucunda da dava konusu edilen ihale komisyonu kararıyla sözü edilen taşınmazın ihalede en yüksek teklifte bulunan ... ve ortaklarına satışının yapıldığı anlaşılmaktadır.

… Belediye Meclisi'nin 02.10.2006 tarih ve … sayılı kararıyla, Belediyeye ait olan ve satışına ihtiyaç duyulan tüm gayrimenkullerin satışı konusunda Belediye Encümenine yetki devri yapıldığı, bu yetki devrine dayanılarak Belediye Encümenince uyuşmazlık konusu taşınmazın ihale ile satışına karar verildiği hususu dikkate alındığında, öncelikle, yetki devrinin niteliğinin ve kapsamının belirlenmesi gerekmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. maddesinin ( e ) bendinde; taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisinin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesisine karar vermek Belediye Meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Görüldüğü üzere, Kanunla Belediye Meclisine verilen ve kural olarak devredilemeyen yetkilerin, yasanın açık bir biçimde buna izin vermesi halinde, sınır ve kapsamı açıkça belirtilerek devredilebileceği tartışmasızdır.

Ancak, karar alma sürecinde asıl yetki sahibi olan Belediye Meclisinin ayda bir kez toplanabilecek olması ve Meclisin yüklendiği görevlerin etkin ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi gerekliliği karşısında, Belediye Meclisinin Kanunla kendisine görev olarak verilen konulardaki yetkisini ancak, sınır ve kapsamını açıkça belirterek devredebileceğinin kabulü gerekmektedir.

Bu bağlamda, Belediye Meclisinin 02.10.2006 tarih ve 65 sayılı kararı incelendiğinde, Belediyeye ait olan ve satışına ihtiyaç duyulan tüm gayrimenkullerin satışı konusunda Belediye Encümenine yetki verilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup, bu taşınmazların ada ve parsel numaraları belirtilmeksizin, tüm taşınmazların satışı konusunda yapılan yetki devrinin, sınırları açıkça belirlenen bir yetki devri niteliği taşımadığı, diğer bir ifadeyle, Belediyeye ait tüm taşınmazların satışı konusunda her türlü kararı alabilmeye yönelik yetki devrinin, yetkinin sınırlarının belirlenmesi suretiyle devredilmesi ilkesi ile amaçlanan hukuki ve kamusal yararı aşar nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, hukuka aykırı olan Belediye Meclisi kararına istinaden yapılan ihale ile ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyonu kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesi'nce dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde sonuç olarak hukuka aykırılık görülmemiştir.

 

Konu: Belediyelerde satış işlemi nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirilir?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 6. Daire

Karar Tarihi: 18.09.2001

Karar Sayısı : E: 2000/2911, K: 2001/4951

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dava, mülkiyeti davalı belediyeye ait olan taşınmazın belediye encümeni kararıyla davacıya yapılan satışının iptal edilmesine ilişkin Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılmıştır. 1580 sayılı Belediye Kanununun 70.maddesinin 11.fıkrasında, yararı umuma ait belediye taşınmaz mallarının bir hizmete tahsis edilmesine, tahsis yer ve amacının değiştirilmesine veya gelir getiren bir mülk haline dönüştürülmesine belediye meclislerinin karar vereceği hüküm altına alınmıştır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca belediyenin özel mülkiyetinde olan taşınmazların satışı Devlet İhale Kanununda yazılı hükümlere tabidir. Yine aynı Kanununun 13.maddesi gereğince de belediyelere ait ihaleler belediye encümenince yürütülmektedir. Dolayısıyla belediyenin özel mülkiyetinde olan bir taşınmazın 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak ihale suretiyle satışının önce belediye meclisince uygun bulunması, buna dayalı olarak da ihalenin belediye encümenince yürütülmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta dava konusu parseldeki belediye payının 3194 sayılı İmar Kanununun 17.maddesinin 3.fıkrası gereğince davacıya bedel takdiri suretiyle satışı konusunda belediye encümeni yetkili bulunduğundan, 1580 sayılı Belediye Kanununun 70.maddesinin 11.fıkrasında öngörülen düzenlemenin uyuşmazlık konusu taşınmazın satışını da kapsar şekilde değerlendirilmek suretiyle İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

 

Konu: Takas suretiyle bir başka taşınmazı satın almış olan kişiye, taşınmaz devredilmesi mümkün müdür?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 13.Daire

Karar Tarihi: 13.10.2008

Karar Sayısı : E: 2007/1174, K: 2009/6763

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dosyanın incelenmesinden ... Blok ... no'lu taşınmazın 10.07.2002 tarihinde 2886 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca açık teklif usulü ile ihaleye çıkarıldığı, davacının da anılan ihaleye katıldığı ancak fiyatların günün şartlarına uygun olmadığı ve haddi layık görülmediği gerekçesiyle ihalenin yapılmamasına ve 2886 sayılı Kanun'un 43. ve 49. maddelerinin uygulanmasına ihale komisyonunca karar verildiği, 17.07.2002 tarihli dilekçeyle ... isimli kişinin ... Blok ... no'lu daireyi pazarlık usulüyle satın almak için idareye başvurduğu, aynı tarihli Encümen kararı ile ... Blok ... no'lu dairenin anılan şahsa satıldığı, daha sonra ... tarafından tekrar idareye başvurularak ... Blok ... no'lu dairenin aynı vasıfta başka bir daireyle değiştirme istemi kabul edilerek 18.11.2002 tarih ve 103 sayılı Encümen kararıyla bu taşınmazın ... Blok ... no'lu daireyle takas edildiği, ancak ... Blok'ta idare tarafından öğrenci yurdu yapılmasının istenmesi sebebiyle .. .'a 13.03.2003 tarihli yazının gönderilerek istemesi halinde eşdeğer bir başka daireyle takas yapılabileceğinin idarece bildirildiği, 18.03.2003 tarihli dilekçeyle ... Blok ... no'lu daireyi almak istediğini bildirmesi üzerine 19.03.2003 tarih ve 17 sayılı Encümen kararıyla bu dairenin .. .'a verilmesine karar verildiği, davacının ise, 04.06.2003 tarihli dilekçesiyle ... Blok ... no'lu lojmanın kendisine satılması istemiyle davalı idareye başvurduğu, 11.06.2003 tarih ve 351 sayılı işlem ile başvurusunun reddi üzerine söz konusu işlemin ve usulsüz olarak yapıldığı ileri sürülen takas işleminin iptali istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmıştır.

Kanun'un 45. maddesine göre açık teklif usulüne göre yapılacak ihale yoluyla satışına karar verilen bir taşınmazın 49. maddeye göre yeniden aynı usulle ihaleye çıkmasının esas olduğu, ancak idare yararı görülmesi halinde ihalenin bitiş tarihinden itibaren 15 gün içinde istisnai olarak pazarlık usulüyle satışa çıkarılabilmesinin mümkün kılındığı görülmektedir. Daha önce açık teklif usulüyle ihaleye çıkmış olan taşınmazların ise, ihale yapılmayarak pazarlık usulüne bırakılması ve sonra pazarlık usulüyle de satılmayarak takas yoluyla bir başka kişiye devredilmesi mümkün değildir. Şartnamede belirtilen nitelik ve şartların aynen muhafazasını zorunlu tutan hüküm de bu nedenle getirilmiştir. Nitekim, 2886 sayılı Kanun'da da daha önce ihaleye çıkarılmış olan taşınmazların takas yoluyla devrine olanak tanıyan bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacının ihalesine katılıp teklif verdiği ... Blok ... no'lu taşınmazın açık teklif usulüne göre yapılan ihalesinin onaylanmaması üzerine sebepleri açıkça ortaya konulmaksızın pazarlık suretiyle ihaleye çıkarılmasına karar verilmesinde ve daha sonra, pazarlık usulü de uygulanmayarak takas suretiyle bir başka taşınmazı satın almış olan kişiye devredilmesinde, açıkça 2886 sayılı Kanuna aykırılık bulunduğundan ve bu işlemin iptali gerekmektedir.

Davacının anılan taşınmazın kendisine satılması istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlem ise, taşınmazın ihale yapılmadan satışına olanak bulunmaması nedeniyle sonucu itibariyle uygun olmakla beraber işlemin sebep unsuru yönünden hukuka uygun bulunmamıştır.

 

Konu: Belediye tüzel kişilerinin taşınmaz kiralaması hangi Kanun hükümlerine göre yapılmalıdır?

Karar Veren Mahkeme: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Karar Tarihi: 24.12.1997

Karar Sayısı : E: 1997/1-863, K: 1997-1090

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

... Davacı Belediye Başkanlığı vekili, 2886 sayılı Yasa hükümleri uyarınca Davalı Spor Kulübüne kiralanan taşınmazın kira süresinin sona ermesine ve ihtara rağmen boşaltılmadığını ileri sürmüş; elatmanın önlenilmesini ve işgalin giderilmesini istemiştir. Davalı vekili kiracı sıfatıyla çekişmeli taşınmazın kullanıldığını savunmuştur. Gerçekten, davaya konu taşınmazın boş “alan” olarak davalıya 2886 sayılı Devlet ihale yasası hükümlerine göre kiralandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, kira sözleşmesine eklenen özel şartlarda 2886 sayılı Yasa hükümlerinin geçerli olacağı vurgulanmıştır. Öte yandan taşınmazın sözleşmedeki niteliği itibariyle olayda 6570 sayılı Yasa'’nın uygulanması olanağı yoktur. Eldeki dava kira süresinin sona ermesinden sonra açılmıştır. Bilindiği üzere kira sözleşmelerine eklenen özel şartlar gözardı edilemez. Musakkaf yapıların kiralanması konusunu düzenleyen 6570 sayılı Yasa olayda uygulama yeri bulamayacağından uyuşmazlığın 2886 sayılı Yasa hükümleri uyarınca çözümlenmesi zorunludur. Taraflar arasındaki ilk kira sözleşmesinde öngörülen sürenin sona ermesinden sonra 2886 sayılı Yasa’ya uygun olarak ve yeniden ihale yapılmak suretiyle yeni bir kira ilişkisi kurulmuş değildir.

Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan 6570 sayılı Yasa hükümlerinden söz edilerek red kararı verilmesi isabetsizdir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle 2886 sayılı Yasa’nın 75 nci maddesinin ancak taşınmazın Hazine tarafından kiraya verilmesi ilişkilerinde uygulama olanağının bulunmasına Belediye Tüzel Kişilerinin taşınmazı kiralamasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda anılan Yasa hükümlerinin uygulama alanı söz konusu olmayıp 6570 sayılı Yasa hükümleri uygulanacağına göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle (ONANMASINA ) oyçokluğu ile karar verildi.

 

Konu: Belediye tüzel kişilerinin taşınmaz kiralaması hangi Kanun hükümlerine göre yapılmalıdır?-2

Karar Veren Mahkeme: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Karar Tarihi: 18.02.012

Karar Sayısı : E: 2011/5813, K: 2012/433

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dava taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmek suretiyle uzadığından bahisle taraflar arasındaki kiracılık ilişkisinin devam ettiğinin tespitine ve çıkarılan muarazanın giderilmesine ilişkindir. Davacı, 2886 sayılı kanun çerçevesinde yapılan ihale sonucunda taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 6570 sayılı Kanuna tabi bulunduğunu ileri sürmüş ve mahkeme kararı olmadan tahliyenin gerçekleşemeyeceğinden bahis ile muarazanın giderilmesi isteminde bulunmuştur. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 75/3.maddesinde; tahliyeye ilişkin koşullar ile birlikte kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edileceği, aksi halde ecrimisil alınacağı hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, esasen 2886 sayılı Kanun ile Hazine tarafından kiraya verilen taşınmazlara ilişkin olmakla birlikte; 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15.maddesinin 3.fıkrasının 2.cümlesinde, 2886 sayılı Kanunun belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmakla; belediyelere ait taşınmazların kira sözleşmelerinde de 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi hükümleri uygulanacaktır. Hal böyle olunca, somut olayda 6570 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yeri bulunmamakta; uyuşmazlığın 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Şu durumda, anılan yasal düzenlemeye göre taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, kira süresinin dolduğu tarihten itibaren, sürenin dolması ile, kira akdinin süresiz hale gelmeyip sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacının fuzuli şagil durumuna düştüğü davalı kiralayanın tahliye istemesinde haksız bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davacının açtığı davanın reddi gerekir (Hukuk Genel kurulunun 2010/13-671 esas, 2009/696 karar sayılı kararı da bu yöndedir.). Bu nedenle haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Konu: Belediye mallarının kiraya verilmesine karar verme yetkisi kime aittir?

Karar Veren Mahkeme: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

Karar Tarihi: 05.11.2001

Karar Sayısı : E: 2001/8322, K: 2001/11668

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Belediye mallarının kiraya verilmesi 1580 sayılı yasa uyarınca Belediye Meclisine ait bir yetki olup, 2886 sayılı yasanın kapsamına göre verileceği ve noter onayı gerekeceği kuşkusuzdur.

 

Konu: Belediyeye ait taşınmazların kira süreleri bitmesi halinde, sözleşme hükümlerinin uygulanması ve yeniden kiralanması işlemleri hangi Kanuna göre yapılır?

Karar Veren Mahkeme: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Karar Tarihi: 22.12.2010

Karar Sayısı: E: 2010/13-671, K: 2010/696

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu çerçevesinde yapılan ihale sonucunda taraflar arasında düzenlenen 11.03.2004 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli kira sözleşmesiyle, şehrin muhtelif yerlerine konulan 15 adet çiçek büfesinin davacı şirkete kiraya verildiği; sözleşmenin 14.maddesinde, kiralama süresinin bitmesi veya herhangi bir nedenle sözleşmenin bozulması halinde kiralanan yeri kiracının her türlü hasar ve eksikten ari olarak boşaltacağı ve anahtarını bir tutanak karşılığında Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne teslim etmek zorunda olduğuna dair hüküm bulunduğu, davalı kiralayan Belediye tarafından davacıya gönderilen 08.02.2008 günlü yazıyla, söz konusu yerin kira süresinin 11.03.2008 tarihinde sona erecek olması nedeniyle kira sözleşmesinin yenilenmemesi ve kira süresinin bittiği tarihte sözleşmenin 14.maddesi gereği boşaltılması belirtilmek suretiyle kira süresinin bitim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde taşınmazın boş olarak tesliminin istendiği, aksi takdirde; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesine göre tahliyenin sağlanacağının bildirildiği dosya kapsamıyla sabittir ve bu yönler çekişmesizdir.

Davalı belediye kiralananı 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre dava dışı Dž Belde AŞ'ne kiralamış; adı geçen şirket de sözleşmede verilen yetkiye dayanarak büfeleri davacı şirkete kiralamıştır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 75/3.maddesinde; tahliyeye ilişkin koşullar ile birlikte kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edileceği, aksi halde ecrimisil alınacağı hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm, esasen 2886 sayılı Kanun ile Hazine tarafından kiraya verilen taşınmazlara ilişkin olmakla birlikte; 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15.maddesinin 3.fıkrasının 2.cümlesinde, 2886 sayılı Kanunun belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmakla; belediyelere ait taşınmazların kira sözleşmelerinde de 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Hal böyle olunca, somut olayda 6570 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yeri bulunmamakta; uyuşmazlığın 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.

Şu durumda, anılan yasal düzenlemeye göre taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, kira süresinin dolduğu 11.03.2008 tarihinde sona ereceği, sürenin dolması ile, kira akdinin süresiz hale gelmeyip sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacının fuzuli şagil durumuna düştüğü davalı kiralayanın tahliye istemesinde haksız bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine dair direnme kararı usul ve yasaya uygun olup; onanması gerekir.

Konu: 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi ile ecrimisil alacağı ve diğer idari işlemler hangi mahkemelerde görülür?

Karar Veren Mahkeme: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Karar Tarihi: 02.06.2004

Karar Sayısı : E: 2004/1-294, K: 2004/320

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Ecrimisil istemi iki şekilde düzenlenmiştir.

1- 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi ile ecrimisil alacağı için hazineye özel bir tespit, tahsil ve tahliye imkanı tanınmış olup, hazine isterse 75. madde uyarınca tespit ettiği ecrimisili ihtarname veya ihbarname ile fuzuli şagile tebliğ edip, rızaen ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edebilir, taşınmazın bulunduğu yer mülkiye amirince fuzuli şagili tahliye ettirebilir. Ancak bu durumda, ortada idari bir işlem söz konusu olacağından, idari işlemin iptali talebi idari yargıda görülür.

2- Hazine dilerse seçimlik hakkını kullanarak 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde sözü edilen komisyonu oluşturmadan ihbarname veya ihtarname düzenlemeden ve bunu şagile tebliğ etmeden yani idari bir işlem yapmadan doğrudan doğruya genel mahkemede, genel hükümlere göre el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemine ilişkin dava açabilir.

Somut olayda olduğu gibi Hazine seçimlik hakkını dava yolu ile kullanmış ise hakim gerekli araştırma ve soruşturmayı yaparak sonucuna göre karar vermek zorundadır. Mülkiyet uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda genel mahkemelerce verilen el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil kararları icra dairelerince infaz edilerek tahsil yoluna gidilecektir.

Hazinenin ecrimisil alacağı bir kamu alacağı ise de, bu alacak kamu ilişkisinden ( hukukundan ) değil haksız eylemden kaynaklanan haksız işgal tazminatıdır. Nitekim, 6183 sayılı Kanunun 1. maddesinde kanun koyucu aynı düşünceyi benimsemek suretiyle "Devlet, vilayet hususi idareleri ve belediyelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan alacaklarının bu kanun kapsamında olmadığını" açıkça belirtmiştir.

Öte yandan, 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi ile getirilen bu imkanın bir zorunluluk olarak yorumlanması doğru değildir. Hazinenin ecrimisil isteyebilmesi için genel mahkemeye dava açma zorunda olmaması, bu konuda idari işlem düzenleme ve böylece sorunun idari yargıda çözümlenmesi zorunluluğu olarak düşünülmemelidir.

Somut olayda, sadece ecrimisil isteği yer almamış onun yanında, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğiyle birlikte haksız eylemden kaynaklanan bir tazminat istenmiştir. Hazine seçimlilik hakkını kullanarak doğrudan doğruya genel mahkemeye dava açmıştır. Esasen, Hazineyi bu olanaktan alıkoyan bir yasal hüküm de bulunmamaktadır. Yasa koyucu başka türlü düşünseydi, 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde, ecrimisilin genel yargı yolu ile takip ve dava edilemeyeceğini de düzenlerdi.

Diğer taraftan, haksız eylemden kaynaklanan bir alacağın dava edilmesinde hukuksal yararın varlığı tartışılamaz bir gerçektir. Özellikle, el atmanın önlenmesi ve yıkım ya da başka bir dava ile ecrimisil istenmesi halinde, ecrimisille ilgili davayı idari yargıya göndermek; genel mahkemedeki davaları bekletici sorun saymak, ecrimisilin tahsilinin uzunca bir süre sürüncemede kalması sonucunu doğurur. Hazinenin hukuksal yararı ecrimisilin diğer isteklerle birlikte sonuca bağlanmasındadır.

Nitekim, Hukuk Genel Kurulu da 2886 sayılı Kanunun 1.1.1984 yılında yürürlüğe girmesinden sonra intikal eden işlerde, ecrimisil taleplerinin ihbarname ya da ihtarname şartına bağlı olmadığını, Hazinenin beş yıllık süreye ilişkin olarak ecrimisil isteyebileceğini karara bağlamış, görev hususuna değinmemiştir ( H.G.K. 2.4.1986 tarih 1985/3-150 E, 1986/347 K ve H.G.K. 15.11.1985 tarih 1984/3-154 E, 1985/913 K ).

Eldeki davada idari anlamda alınmış bir karar yapılmış idari bir işlem ya da eylem bulunmadığı gibi, komisyon da oluşturulmamıştır. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin ecrimisil isteminde idari yargının görevli olduğundan söz edilerek, görevsizlik kararı verilmiş olması yerinde görülmemiş olup, bu husus Hukuk Genel Kurulunun 25.2.2004 tarih 2004/1-120 E, 96 K sayılı kararında da aynen benimsenerek ecrimisil isteminde de adli yargının görevli olduğu açıkça vurgulanmıştır. Tüm bu nedenlerle Hukuk Genel kurulunca da benimsenen, ecrimisil isteği yönünden de gerekli araştırma ve soruşturma yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğine değinen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, mahkemece önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Konu: Vakıflar Genel Müdürlüğü 2886 sayılı Kanun kapsamındaki idarelerden midir? Kat karşılığı yoluyla yapılan satışlar 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleriyle mi yapılmalıdır?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 1.Daire

Karar Tarihi: 05.06.2006

Karar Sayısı : E: 2006/336, K: 2006/572

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

2762 sayılı Vakıflar Kanununun 12 nci maddesinde, mevkilerine ve temin ettikleri menfaate göre kalmaları gerekli görülmeyen mazbut ve mülhak vakıflara ait akar ve toprakları idare meclisinin kararı ile satmaya veya başka gayrimenkul ile değiştirmeye Vakıflar Genel Müdürlüğünün yetkili olduğu, bu satışlarla elde edilecek paraların tercihan mahallerinde akar satın almaya veya yaptırmaya veya o vakfın mevcut akarının tamirine sarf olunacağı ve mülhak vakıflarda, idare meclisinin kararını vermeden önce o vakıf mütevellisinin görüşünü alması gerekeceği hükme bağlanmıştır.

Anılan madde hükmünden, tüzelkişiliği ve organları olmaması nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare olunan mazbut vakıflar ile kendi taahhütleri ile borçlanan ve borçlarını kendi varlığıyla ödeyen, dolayısıyla da tüzelkişiliği olması nedeniyle kendi organları ile idare olunan mülhak vakıflar arasında bir ayırıma gidilmediği, her iki tür vakfa ait taşınmazların satımı veya başka taşınmazlarla değiştirilmesi sonucunu doğuran hukuki tasarruflara idare meclisinin yetkili olduğu ve karar gereğini yerine getirmekle Vakıflar Genel Müdürlüğünün görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Nitekim, Kanunun Adliye Encümeni mazbatasında ve gerekçesinde, bu hükmün vakıfların aynen korunmaları ve amaçlarına uygun biçimde kullanılmaları için getirildiği, mülhak vakıflarda vakıf mütevellisinin Genel Müdürlükten farklı düşünmesi halinde genel hükümlere göre Danıştay’da dava açmasının mümkün olduğu açıklanmak suretiyle, mülhak vakıflara ait taşınmazların satışı veya başka taşınmazlarla değiştirilmesi konusunda vakıf mütevellisinin yetkisinin sadece görüş bildirmekten ibaret olduğu, idare meclisi kararına göre taşınmazları satmaya veya başka taşınmazlarla değiştirmeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu yadsınamayacak biçimde ortaya konulmaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 1 inci maddesinde, genel bütçeye dahil idarelerle katma bütçeli idarelerin, il özel idaresi ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetten gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 5 inci maddesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğünün katma bütçeli bir idare olduğu hükme bağlanmıştır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı Cetvelin "Özel Bütçeli Diğer İdareler" başlıklı (B) bendinin 11 inci sırasında Vakıflar Genel Müdürlüğünü özel bütçeli idareler arasında gösterilmiş ise de, 24.12.2005 günlü, 26033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5436 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun Geçici 3 üncü maddesinin son fıkrasında, ilgili mevzuatında gerekli düzenleme yapılıncaya kadar, mevzuatta katma bütçeli idarelere yapılan atıflar, katma bütçeli idare iken 5018 sayılı Kanunla özel bütçeli idareler kapsamına alınan kamu idareleri bakımından ilgisine göre bu idarelere yapılmış sayılacağı yolundaki hüküm nedeniyle 2886 sayılı Kanun kapsamında bulunduğuna şüphe bulunmayan Vakıflar Genel Müdürlüğünce mülhak vakıflara ait taşınmazların kat karşılığı yoluyla satışında, 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyulması zorunlu bulunmaktadır.

Mülhak vakıflara ait taşınmazların 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 12 nci maddesine göre değerlendirilmesinden sonra anılan taşınmazların kat karşılığı yoluyla satışında 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun uygulanıp uygulanmayacağı hususunda oluşan duraksamanın giderilmesi amacıyla istişari düşünce istemine ilişkin Başbakanlığın 6.8.1992 günlü, Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü B.02.KKG/174-60/05857 sayılı yazısı ile gönderilen Vakıflar Genel Müdürlüğü yazısı üzerine Dairemizin 17.11.1992 günlü, E:1992/282, K:1992/350 sayılı kararında da, mülhak vakıflara ait taşınmazların kat karşılığı yoluyla satışında 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun uygulanması gerektiği şeklinde görüş bildirilmişti.

Diğer taraftan, tapuda kişi veya vakıf adına kayıtlı olan mera, yaylak veya kışlak vasfındaki taşınmazlar hakkında 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda istişari görüş istemine ilişkin Başbakanlığın 20.7.2001 günlü, Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü 3559 sayılı yazısına ekli Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 12.6.2001 günlü, 4697-6657 sayılı yazısı üzerine Dairemizce verilen 8.11.2001 günlü, E:2001/101, K:2001/160 sayılı kararda, mütevellileri tarafından idare olunan mülhak vakıflar adına tapuda kayıtlı mera vasıflı taşınmazların özel mülk niteliğinde olduğunun vurgulanması suretiyle bu vakıflara ait mera, yaylak ve kışlakların, 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine tabi olmaması gerektiği yönündeki düşüncenin konusu özel mülk niteliğindeki mera vasıflı mülhak vakıf taşınmazlarının Mera Kanunu hükümlerine tabi olmadığı hususu ile sınırlı olduğundan Dairemizin 17.11.1992 günlü, E:1992/282, K:1992/350 sayılı kararında belirtilen istişari düşüncenin konusuyla benzerliğinden ya da aykırılığından söz edilmesi mümkün değildir.

Konu: Raylı sistemin ve lastik tekerlekli toplu ulaşım sisteminin zorunlu olmadığı halde birlikte ihale edildiği, bu nedenle katılımı azaltan nitelikte koşullar öngören bir ihale iptal edilmeli midir?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 13. Daire

Karar Tarihi: 06.04.2010

Karar Sayısı : E: 2009/7074, K: 2010/2940

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 03.02.2009 tarihinde 2886 sayılı Kanun’un 36. Maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile dava konusu ihalenin yapıldığı, ihaleye 3 isteklinin teklif zarfı sunduğu, ancak isteklilerden ikisin teşekkür mektubu sunması üzerine, kalan tek katılımcı olan … A.Ş.’nin ihaleyi kazandığı anlaşılmıştır.

İhale şartnamesinde ihale konusu işin “B… Belediyesi sınırları içinde mevcut bütünleşik bilet sistemi kapsamında bulunan ve toplu ulaşım sistemi (TUS) içinde yer alan hafif raylı sistem, lastik tekerlekli toplu ulaşım sistemi ve bu sistemlerin işletilmesi için gereken mekanlar ve eklentilerinin amacı doğrultusunda 13.07.2016 tarihine kadar işletilmesi işi” olarak belirtildiği, ihale onay belgesinde tahmini bedelin 918.000,00 TL olarak gösterildiği, idari şartnamenin 4.maddesinde yüklenicinin ayrıca sistemden elde edilecek bilet gelirlerini, ortak alanların kiralanmasından elde edilecek gelirleri, kira gelirlerini, faiz gelirlerini ve diğer gelirleri alacağı ayrı bir hesapta toplayacağı, sistem ile ilgili her türlü işletme giderleri (personel ücretleri, tüm sigorta primleri, işsizlik sigorta primleri, personele sağlanan tüm aynî ve nakdî yardımlar, elektrik, doğalgaz, nakliye, taşıma, yakıt, su, eğitim, haberleşme, sabit tesislerin bakım-onarım giderleri ve diğer faturalı belgeli her türlü giderler ki; süresinde ödenmiş giderler olup gecikme zam ve faizleri hariç olmak kaydıyla) ile ödenen avanslar toplamı yukarıda sayılan gelirler toplamından çıkartıldıktan sonra kalan net tutarın asgari %90’ını Belediye İşletme Gelir Katkı Payı olarak ödeyeceği, tekliflerin belediye işletme gelir katkı payı oranı üzerinden verileceği, şartnamenin 11’nci maddesinde, ihale ilan ve şartnamesinde belirtilen bedelden aşağı olmamak üzere en yüksek teklifin uygun bedel olarak değerlendirileceğinin belirtildiği, 25’inci maddesinde kiralanan yerin su, elektrik, doğalgaz aboneliğinin kiracının kendi adına yaptırılacağı ve güvence bedelini kuruma yatıracağı, kiralananın su, elektrik, doğalgaz, havalandırma, ısıtma, telefon, teleks, temizlik vergi, vs. masraflarının kiracı tarafından ödeneceğinin belirtildiği görülmüştür.

Anılan idari şartname hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden söz konusu işin esas olarak kamu kaynağı kullanılmasını gerektirmeyen, idarenin harcama yapmaksızın ve gelir elde edecek şekilde yaptığı bir ihale olduğu kanaatine varılmaktadır. Ancak idarece düzenlenen ihale dokümanlarında açıklık ilkesine aykırı ve ihale usulünü değiştirecek türden çelişkilerin bulunmaması gerekmektedir.

İhale dokümanlarından olan teknik ve özel şartnameler, idari şartnameye aykırı olmamak koşuluyla, ihale konusu işin teknik özellikleri ve özel koşullarına ilişkin ayrıntılı düzenleme getiren belgelerdir. Bu nitelikteki düzenlemelerin idari şartnamede belirlenmiş konuların dışında ihale usulünü değiştirecek şekilde birtakım ifadeler içermesi temel ihale ilkelerine aykırılık oluşturur.

Dava konusu ihalenin özel şartnamesinin 1’nci maddesinde yer alan “yüklenici” tanımında toplu ulaşım sistemini geliştirerek işleten firma olarak tanımlandıktan sonra, “ek tesis ve değişiklikler” başlıklı 2’nci maddesinde sistemin işletme amacına uygun, daha emniyetli ve verimli hale getirilmesi için gerekli ek tesis ve değişikliklerin yüklenici tarafından yapılabileceği, ancak hafif raylı sistem işletimini, sistem emniyetini ve verimliliğini etkileyecek ek tesis ve değişikliklerin idarenin onayı alınmadan yapılamayacağı, yapılan ek tesis ve değişikliklerin idare tarafından daha önce teslim edilen demirbaş listesine ilave edilecek tüm tesis ve değişikliklerin bir mutabakat zaptı ile taraflarca imza altına alınacağı, ek tesis ve yatırımlarda 250.000 TL ve 500.000 TL arası bedele kadar yüklenici firma talebi Mak.İkm.Bak.ve On.D.Bşk.nın onayı ve Belediye Genel Sekreterlik makamının oluru ile, 500.000 TL bedelden yukarı işlemlerde yüklenici firma talebi Mak.İkm.Bak.ve On.D.Bşk.ile bağlı bulunduğu Genel Sekreterlik makamının uygun görüşü alınarak Belediye Başkanının oluru ile gerçekleştirileceğinin belirtildiği, bu hükümlerin incelenmesinden idari şartnamede yer almayan bazı ek tesis ve değişikliklerin yapılmasının özel şartnameye dahil edildiğinin görüldüğü, söz konusu işlerin yapım işi niteliğinde olduğu, yatırımın miktarına göre idareden onay alınacak makamların belirlendiği, ancak bu yatırım bedelinin yüklenici firma tarafından karşılanacağının dosyadaki bilgi ve belgelere göre açık olmadığı, idare tarafından karşılanması halinde ise 4734 sayılı Kanun kapsamında sayılan “yapım işi” olarak değerlendirilmesi ve bu Kanun’a uygun surette ayrı olarak ihale edilmesi gerekeceğinden bu haliyle 2886 sayılı Kanun kapsamında anılan yapım işinin ihale edilemeyeceği anlaşılmıştır.

Öte yandan, 2886 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde bu Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu, başka başka istekliler tarafından karşılanması mutat olan muhtelif işlerin bir eksiltmede toplanamayacağı, ancak, ihalelerin ayrı ayrı yapılacağı açıklanmak suretiyle ilanlarının bir arada yapılabileceği hükme bağlanmıştır. 4734 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde de aralarında kabul edilebilir doğal bir bağlantı olmadığı sürece mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerinin bir arada ihale edilemeyeceği belirtilmiştir.

Dava konusu, ihalenin idari şartnamesinde, toplu ulaşım sistemi içerisindeki hafif raylı sistemin işletilmesi, lastik tekerlekli toplu ulaşım sisteminin işletilmesi, bu sistemlerin işletilmesi için gereken mekanlar ve eklentilerinin işletilmesi, bütünleşik bilet sisteminin işletilmesi gibi kalemlerin yer aldığı, bu işlerin ise başka başka istekliler tarafından karşılanmasının mutat olduğu, hafif raylı sistem işletmeciliğinin ayrı teknik yeterlilikler ve uzmanlık gerektirebileceği, lastik tekerlekli toplu ulaşım sistemi ile birlikte ihale edilmesi halinde her iki alanda da uzmanlığı olan firma sayısı daha az olacağından katılımın engelleneceği, lastik tekerlekli toplu ulaşım sisteminin raylı sisteme entegrasyonunun ve bilet sistemindeki bütünlüğün ayrı ihalelere çıkılması durumunda da sağlanabileceği kanaatine varıldığından işin birden fazla kaleminin aralarında zorunlu bir bağlantı nedeniyle birlikte ihale edilmesi gerektiğinden söz edilmesi mümkün değildir.

Ayrıca temel ihale ilkelerinden olan açıklık ve saydamlık ilkeleri gereği ihale konusunun ve yüklenicinin sorumluluklarının ihale şartnamelerinde belirli şekilde yer alması gerekmektedir. İdari şartnamenin 24’üncü maddesinde, bu şartnamede belirtilmemiş hususların ortaya çıkması halinde taraflar arasında ek sözleşme tanzim edileceğinin belirtilmesi nedeniyle şartnamedeki açık olmayan hususlarla ilgili idare ile yüklenici arasında ihaleden sonra anlaşma yapılabilmesine olanak tanındığı, “diğer hususlar” başlıklı 28’inci maddesinde Dünyadaki ve Türkiye’deki hafif raylı sistemlerin gelişimini izlemek üzere idarenin belirleyeceği yetkili kişilerin yüklenici firma yetkilileri ile birlikte tüm yurt içi ve yurt dışı masraflarının karşılanacağı, 45 kişilik bir otobüsün tüm giderleri yüklenici firma tarafından karşılanmak kaydıyla idarenin istediği tarihlerde hizmet emrine verileceği, ofis araç gereçlerinin idareye verileceği, 15 adet GSM hattı ve makinenin idareye verileceği şeklindeki düzenlemelerin ihale konusu işin yürütümü için ne şekilde gerekeceği ve ne amaçla istendiğinin de belirsiz olduğu, yine özel şartnamenin 7’nci maddesinde toplu ulaşım sisteminin lastik tekerlekli ulaşım araçları ile beslenmesi, desteklenmesi idare tarafından talep edildiği takdirde yüklenicinin talep edildiği şekliyle sistemi destekleyeceğinin belirtildiği fakat bu konuda güzergâh, tarih, ne şekilde kaç araçla destekleme yapılacağı gibi ayrıntılara yer verilmediği, özel şartnamenin 10’uncu maddesinde yüklenicinin sistemin verimli çalışabilmesi için diğer toplu taşıma aktörleri ile ilgili bu sözleşmenin dışındaki faaliyetleri idarenin onayı alınmak kaydıyla teslim edilen tesislerde gerçekleştirilebileceğinin belirtildiği, ancak ne tür faaliyetlerin bu kapsamda değerlendirileceğinin belirsiz olduğu, 21’nci maddesinde idarenin teknik şartname ve ekleri içerisinde yer almayan konularla ilgili ek sözleşme yapma hakkına sahip olduğu belirtilerek yine teknik hususların sonradan kararlaştırılması imkânı getirildiği anlaşılmıştır. Benzer şekilde lastik tekerlekli araçların çalıştırılması ile ilgili teknik şartnamenin 2’nci maddesinin (b) bendinde yüklenicinin idare tarafından belirlenen araç adetleri ve zaman tarifelerine göre çalışacağı, hatların değişimi ya da hatların çoğaltılmasının ve azaltılmasının idarenin yetkisinde bulunduğu belirtilmiş olup, hangi hatlarda veya güzergâhlarda kaç araçla çalışılacağının tespiti hususunun ihale sonrasına bırakılması da açıklık ilkesine aykırıdır.

Diğer yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67’nci maddesinde, Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organının kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizatı bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okumu ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işlerin, süresi ilk mahalli idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebileceği öngörüldüğünden, yapılacak ihalelerde anılan maddede belirtilen süre koşuluna da uyulması gerekmektedir.

Bu durumda, temel ihale ilkelerine aykırı şekilde, ihale usulünün belirlenmesinde tereddüde yol açacak nitelikte düzenlenen şartname ile idari şartnamede yer almayan 4734 sayılı Kanun kapsamındaki yapım işi olarak değerlendirilebilecek bazı iş kalemlerine özel şartnamede yer verilmek suretiyle yapılan, raylı sistemin ve lastik tekerlekli toplu ulaşım sisteminin zorunlu olmadığı halde birlikte ihale edildiği, bu nedenle katılımı azaltan nitelikte koşullar öngören ihalenin iptali gerektiğinden İdari Mahkemesi kararı sonucu itibariyle hukuka uygun bulunmaktadır.

İdari Mahkemesi kararının; sözleşmenin iptaline ilişkin kısmına gelince;

Bilindiği gibi ihalelerde, sözleşme aşamasına kadar yasaya dayanılarak idarece alınan karar ve yapılan işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların idari yargı yerinde, sözleşme yapıldıktan sonra sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklar ile sözleşmeye karşı açılacak davaların özel hukuk hükümlerine göre adlî yargı yerinde görülüp, çözümlenmesi gerekmektedir.

İdarenin ihale sonucunda, özel hukuk hükümleri çerçevesinde, ihaleyi kazanan firma ile yaptığı sözleşmenin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın, adlî yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden, davanın bu kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek verilen İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Konu: Belediyenin kullanımına bırakılan plajların, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun pazarlık usulü ile kiraya verilmesinde rekabetin oluşup oluşmadığı nasıl anlaşılır?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 2. Daire

Karar Tarihi: 26.06.2001

Karar Sayısı : E: 2001/979, K: 2001/1830

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Kaymakam ve Belediye Başkanının 1.6.2000 tarihinde imzaladıkları protokolle Belediyenin kullanımına bırakılan plajların, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51/g maddesi delaletiyle 50 nci maddesine göre pazarlık suretiyle kiraya verilmesine ilişkin ihalesine iki şahıs ile ...... Gençlik ve Spor Kulübünün teklif verdikleri ve bu tekliflerden en yükseği olan ......Gençlik ve Spor Kulübünün teklifinin haddi layık bulunarak kabul edildiği dikkate alındığında, anılan Kanunun 2 nci maddesinde öngörülen rekabet ortamının sağlandığı; öte yandan, gerçek anlamda kabul zararı oluştuğu yolunda bir iddia ve bu yönde bir tespitinin de bulunmadığı anlaşıldığından hakkında ön inceleme yapılan ...... İlçesi Belediye Başkanı ......'ın itirazının kabulü ile soruşturma izni verilmesine ilişkin İçişleri Bakanının 26.3.2001 gün ve Tef.Ku.Bşk. 2001/161 sayılı kararın kaldırılmasına 26.6.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Konu: İhalede gizlilik ilkesine aykırı hareket edildiği nasıl tespit edilir?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 10. Daire

Karar Tarihi: 18.10.2004

Karar Sayısı : E: 2002/4939, K: 2004/6709

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

Dosyanın incelenmesinden, ... 4.9.2001 tarihinde yapılan ihaleyle ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen 29.3.2002 günlü Ekspertiz Raporunda, sekiz ayrı şirket tarafından verilen teklif mektuplarının dört grup halinde her grup için aynı kişi tarafından yazıldığının belirlendiği, farklı iki şirkete ait teklif mektubundaki yazıların ise aynı kalemle yazıldığının belirlendiği, ihalenin tescili için gönderilen Sayıştay 6. Dairesince de, tekliflerin verilmesinde gizlilik esasının zedelendiği ve 2886 sayılı Yasanın 36 ve 37. maddelerine aykırı davranıldığı gerekçesiyle tescilin uygun görülmediği anlaşılmıştır.

Bu durumda, 2886 sayılı Yasanın 36 ve 37. maddelerinde kurala bağlanan gizlilik ilkesinin zedelenmesi temyize konu mahkeme kararında belirtilenin aksine ihaleye katılan firmaların teklif mektuplarının hepsinin aynı kalem ve aynı şahıs tarafından yazılması şartına bağlı olmayıp Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen 29.3.2002 günlü Ekspertiz Raporunda yer alan tespitler doğrultusunda, uyuşmazlık konusu ihalede gizlilik ilkesinin ihlal edilerek uygun bedelin tespitinde hazine aleyhine düşük tenzilatın oluşmasına neden olunduğu anlaşıldığından ihalenin onaylanmamasına ilişkin işlemde mevzuata aykırılık bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Konu: İdareyle organik bağı olan şirketler ihalelere katılabilir mi?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 10. Daire

Karar Tarihi: 16.12.2003

Karar Sayısı : E: 2001/4312, K: 2003/5197

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

“… Belediyelerin kurdukları ve yönetiminden belediye başkanı ve diğer belediye personelinin sorumlu olduğu şirketlerin, belediyeler tarafından açılan ihalelere katılamayacakları …” görüşüne yer verilmiştir.

Konu: Belediye başkanının akrabası ihaleye katılabilir mi?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 10. Daire

Karar Tarihi: 15.05.1992

Karar Sayısı : E: 1990/927, K: 1992/2056

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

“… Belediyenin açmış olduğu ihaleye belediye başkanının kardeşinin katılamayacağı …” görüşüne yer verilmiştir.

 

Konu: Hangi durumlarda yeniden ihaleye çıkılmalıdır?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 10. Daire

Karar Tarihi: 19.01.1989

Karar Sayısı : E: 1985/2630, K: 1989/49

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

“… Mülkiyeti il özel idaresine ait olan davacı şirket tarafından işletilen otel ve tesislerinin intifa hakkı süresinin dolduğu gerekçesiyle yeniden ihaleye çıkarılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı…” görüşüne yer verilmiştir.

Konu: ık teklif usulü ile ihale gerçekleşmezse ne tür işlem yapılır?

Karar Veren Mahkeme: Danıştay 10. Daire

Karar Tarihi: 15.11.1990

Karar Sayısı : E: 1990/934, K: 1990/2442

Olay Özeti Karar ve Sonuç:

“… Açık teklif usulü ile yapılan ihalede, yasa ile tanımlanan uygun bedelin gerçekleşmesinden sonra, şartnamede yazılı bedeli de değiştirerek arttırmak suretiyle pazarlık usulü ile yeniden ihale yoluna gidilemeyeceği…” görüşüne yer verilmiştir.