İDARE, HAKEDİŞ VERİLMESE DAHİ İŞÇİ ALACAKLARININ YÜKLENİCİ TARAFINDAN ÖDENMESİ GEREKTİĞİ YÖNÜNDE İHALE DOKÜMANINA HÜKÜM KOYABİLİR Mİ?



KİK’nun 12.09.2018 tarihli 2018/UH.I-1652 sayılı kararı;

“Bu düzenleme ile idarelere, 4734 sayılı Kanun kapsamında yaptığı hizmet alımlarında sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenici ile işçi arasında akdedilen sözleşme uyarınca ödenmesi gereken işçi ücretlerini takip etme ve ödenmeyen işçi aylıklarının hak edişten kesilerek işçilere ödeme yapılmasını sağlama yetki ve görevi verildiği anlaşılmıştır.

Buna göre, idarenin yüklenici tarafından işçi ücretlerinin ödenmesini takip ve temin görevi bulunduğu dikkate alındığında, idarece yapılan cezalara ilişkin düzenlemenin idarenin işçi ücretlerinin ödenmesine ilişkin takip ve temin yükümlülüğünün zamanında yerine getirilmesi ve işçi haklarının korunmasına yönelik bir düzenleme olması nedeniyle, İdare tarafından kendisine hak ediş ödemesi yapılmasını beklemeksizin, işçi ücretlerinin yüklenici tarafından en geç her ayın hakedişini aldıktan sonraki 2 gün içinde ya da hak edişini almasa bile en geç ayın 7.gününde işçilerin banka hesaplarına yatırılacağı, bu süre içinde ücret ödemesi yapılmadığı takdirde ilgili yasa gereği ücretlerin hak edişten kesilerek personele idarece ödeneceğine ilişkin söz konusu düzenlemede bir aykırılık olmadığı tespit edilmiştir. “ şeklindedir!

Ankara 23. İdare Mahkemesi’nin 27.11.2018 tarihli E:2018/210, K:2018/523 sayılı kararı ise;

“… Davacı şirketin beşinci iddiasının incelenmesinden; Yukarıda aktarımı yapılan düzenlemeden, ihaleyi yapan idarenin, işçi alacaklarını güvence altına almaya çalıştığı anlaşılmakta ise de; yüklenici firmanın hak edişini almasa bile en geç ayın 7. gününde işçi alacaklarını ödemesi yönünde getirilen zorunluluğun, işçi ödemelerinin takip ve temini kapsamında bulunmadığı, idarenin yükleniciye ödemesi gereken hak edişleri zamanında ödememesinin yasal bir zemini bulunmadığı halde yükleniciyi ödemeye zorladığı, yüklenicinin yaptığı iş karşılığında alacağı hak edişten işçi alacaklarını ödemesi gerekliliğin tartışmasız olduğu hususlarının bir arada değerlendirilmesinden, dava konusu kararın bu iddia bakımından başvurunun reddine ilişkin kısmında hukuka ve hakkaniyete uyarlık görülmemiştir. yönündedir. 



Geri Dön