Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar; özel mülkiyete konu edilemeyen, doğrudan doğruya Devletin egemenlik yetkisi kapsamında bulunan ve kamu yararına tahsis edilmiş yerlerdir. Bu taşınmazlar üzerinde Devlet, bir malik gibi özel hukuk hükümlerine göre değil; kamu gücüne dayalı üstün yetkilerle tasarrufta bulunur. Türk Hukuku uyarınca sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait olan mallar bu kapsamdadır. Bu nedenle söz konusu taşınmazlar, alım-satım gibi özel hukuk işlemlerine konu edilemez; ancak kamu yararı gereği sınırlı şekilde kullanma izni, tahsis veya kiralama gibi idari işlemlere konu olabilir.
Uygulamada bu taşınmazlar; kıyılar, denizler, akarsular, meralar, yaylak ve kışlaklar, ormanlar ve genel olarak kamuya açık doğal alanlar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu taşınmazların temel özelliği, satılamamaları ve özel mülkiyete geçirilememeleridir. Nitekim Milli Emlak uygulamalarında da Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların satışına izin verilmemekte; yalnızca belirli şartlar altında kullanım hakkı tanınabilmektedir. Bu yönüyle bu taşınmazlar, Devletin özel mülkiyetinde bulunan ve ihale yoluyla satılabilen taşınmazlardan açık biçimde ayrılmaktadır. (Bk: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu)
Detaylı bilgi için KILIÇ HUKUK VE DANIŞMANLIK OFİSİ ile iletişime geçiniz: https://www.kilichukuk.org/iletisim