Devletin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar; Devletin, kamu gücüne dayalı egemenlik yetkisiyle değil, özel hukuk hükümlerine tabi bir malik sıfatıyla sahip olduğu taşınmaz mallardır. Bu taşınmazlar üzerinde Devlet, tıpkı gerçek ve tüzel kişiler gibi tasarruf edebilmekte; satma, kiralama, trampa etme veya üzerinde ayni hak tesis etme gibi işlemleri gerçekleştirebilir. Bu yönüyle söz konusu taşınmazlar, kamu hizmetine tahsis edilmiş “kamu malları”ndan ayrılır. Ekonomik değerlendirmeye konu edilebilen ve gerektiğinde ihale yoluyla üçüncü kişilere devredilebilen mal varlığı unsurlarıdır. Örneğin, bir il merkezinde bulunan ve geçmişte herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş, imar planında konut veya ticaret alanı olarak belirlenmiş Hazineye ait boş bir arsa, Devletin özel mülkiyetinde bulunan taşınmaza örnek teşkil eder.

Uygulamada bu taşınmazların satışı, başta 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu olmak üzere 4706 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde yürütülür. Ancak bu taşınmazların satışa konu edilebilmesi için kamu hizmetine tahsisli olmaması, hukuken satışına engel bir durum bulunmaması ve idarece ihtiyaç fazlası olarak değerlendirilmesi gerekir. Nitekim Türk Hukuk Sisteminde, Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan ve kamu hizmeti için gerekli olmayan taşınmazların, rekabet ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda ihale yoluyla satılabileceği kabul edilir.
Bu tür bir taşınmaz, Milli Emlak birimlerince rayiç bedeli belirlenerek 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre ihaleye çıkarılabilir ve en uygun teklifi veren gerçek veya tüzel kişiye satılabilir. (Bk: 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun)

Detaylı bilgi için KILIÇ HUKUK VE DANIŞMANLIK OFİSİ ile iletişime geçiniz: https://www.kilichukuk.org/iletisim